Burdur’un Gölhisar ilçesinde, ovaya ve göle hâkim üç tepe üzerine kurulu olan Kibyra, Antik Çağ Anadolu’sunun en görkemli ve sarsılmaz kentlerinden biridir. "Hızlı koşan atların şehri" olarak da bilinen Kibyra, sadece mimari yapısıyla değil; savaşçı halkı, demir işlemeciliği ve dericilikteki ustalığıyla da tarihte derin izler bırakmıştır.
Simetri ve Manzaranın Buluştuğu Mimari
Kibyra’da yapılar, birbirinin manzarasını kesmeyecek şekilde teraslar üzerine titizlikle yerleştirilmiştir. Şehre girdiğinizde sizi karşılayan ilk devasa yapı, 12-13 bin kişi kapasiteli Antik Çağ Anadolu’sunun en görkemli stadyumudur. Bu stadyum, kentin savaşçı ruhunu ve gladyatör dövüşlerine verdiği önemi kanıtlar niteliktedir.
Kibyra’nın Kalbi: Meclis Binası ve Medusa Mozaiği
Kentin en büyüleyici noktası, 3 bin 600 kişi kapasiteli Meclis Binası’dır (Odeion). Ancak burayı asıl eşsiz kılan, binanın tam merkezinde yer alan Medusa Mozaiği'dir.
Anadolu’da Tek: Kırmızı, yeşil ve beyaz mermerlerden "Opus Sectile" tekniğiyle yapılmış olan bu Medusa, yılanlardan oluşan saçları ve insanı taşa çeviren bakışlarıyla büyüleyicidir.
Devasa Mozaik Alanı: Meclis binası önünde yer alan 540 metrekarelik mozaik alanı, Anadolu’nun en sağlam ve en büyük mozaik alanlarından biri olma özelliğini taşır.
Bir Depremin Ardından Yeniden Doğuş
MS 23 yılında yaşanan büyük bir depremle yerle bir olan kent, Roma İmparatoru Tiberius’un destekleriyle yeniden inşa edilmiştir. Bugün Kibyra’da görülebilen agoralar, bazilikalar, hamamlar ve tiyatro gibi tüm mimari kalıntılar, kentin en parlak dönemi olan Roma İmparatorluk Dönemi’ne aittir.
Yolcu Defteri / 0